top of page

TÜRKİYE YÜKSEK ADALET / HUKUK MECLİSİ ( TYAM )

Güncelleme tarihi: 10 Ağu 2023

Merhaba. Evet, adalet toplumların yapı taşlarından biridir, toplumlar için, en önemli kavramların başında adalet gelir. Adaletin tam olarak olmadığı toplumlarda düzen kesinlikle iyi olmaz. Bu bağlamda adalet kavramı üzerine bir yazı hazırlamaya çalışıldı. 600 üyeli bir TÜRKİYE YÜKSEK ADALET / HUKUK MECLİSİ ( TYAM ) kurulabilir, Anayasa Mahkemesi’nin tüm yetkileri bu meclise devredilebilir, öyle ki, zaten Anayasa Mahkemesi üyelerinin çoğunun siyasiler tarafından belirlendiği bir meclis gibidir, evet öyle ki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çıkardığı kanunları iptal edebilmekten tutun , parti kapatabilmeye kadar çok geniş yetkileri vardır , bu kadar geniş yetkileri olan bir meclisin de evet üye sayısının sadece 15 olması da ilginçtir, evet önerideki meclis yapısında bu üyelerin 300’ünü halk seçebilir ( bilindiği kadarıyla bazı ülkelerde savcıları ve sanırız hakimleri halk seçiyor ), kalan 300 üyenin, 10’u Cumhurbaşkanı tarafından, 10’u da TBMM tarafından seçilebilir, kalan 280 üye ise, Sayıştay, Yargıtay, Danıştay üyeleri içinden seçilebilir, üyeler en az 20 yıllık resmi kayıtlarla ispatlanmış mesleki tecrübeye sahip olabiliirler ve başta bu organlar olmak üzere, tüm mahkemeler TYAM'ne bağlanabilirler, TYAM içinden Hakimler ve Savcılar Kurulu üyeleri seçilebilirler, TYAM içinde başka kurullar da oluşturulabilir. Hem bu meclisin oluşturulması tekniği, hem de temsil yeteneği açısından oldukça demokratik bir yapısı olabileceği düşünülmektedir, elbette bu meclisin yapısı oluşturulurken gelişmiş demokratik ülkelerdeki adalet / hukuk yapıları da değerlendirilmelidir, belki bizim oluşturacağımız yapı , onlarınkinden çok daha demokrat da olabilir, araştırmak ve çalışmak lazım. Böyle bir fikri sadece sunuyoruz, bu fikrin tartışılması noktasında bir hareket oluşursa, elbette bu fikir daha da geliştirilebilir. Hakim / savcı alımları bu meclis tarafından yapılabilir, alımlarda öncelikle çok ciddi yazılı sınavlar yapılabilir ve sonrasında mülakatlar yapılabilir, sonuçlar, bu yazılı sınavların sonuçlarının yüzde 80’i, okul başarısının yüzde 10’u, mülakat sonuçlarının da yüzde 10’u kullanılacak şeklinde belirlenebilir. Evet diğer tüm mahkemeler bu meclise bağlı olabilirler, tayinleri, özlük hakları ve sair konular bu meclis tarafından belirlenebilir. Evet bu meclise akademisyenler de üye olarak seçilebilirler. Evet elbette bu adalet meclisinin yapısı oluşturulurken, özellikle güçlü demokratik ülkelerdeki adalet / hukuk yapıları da araştırılabilir ve olabilecek güzel örneklerden azami faydalanabiliriz. Bu meclis konusu elbette çok derinlemesine değerlendirilebilir. Günümüzde genel adalet / hukuk mekanizmasının durumu malumdur, eskiden de SHP’li/CHP’li adalet eski bakanı Mehmet Moğultay’ın, hakim, savcı alımında ne yapacaktım , MHP’lileri mi alacaktım sözü de ortadadır. Yani maalesef her siyasi anlayış, adalet / hukuk mekanizmasını kendi anlayışına göre yönlendirmeye çalışmaktadır.
Misal ABD’de adalet sistemi nasıldır, bazı örnekler verilecek. Eski Başkan Clıncton’ın meşhur skandalını hatırlarsınız, bu skandalda savcılar, Clincton’ın, Beyaz Evde’ki ( Saray’daki ) yatak odasına kadar aramalar yapmışlar ve Başkan Clincton sızlanmaktan başka hiç bir şey yapamamış, yani ABD’de, savcılar soruşturma yapacaklarsa , konunun başkan olması pek bir şeyi değiştirmiyor, ve eski Başkan Trump seçildiği ilk zaman bir başkanlık kararnamesi çıkarmıştı ve bazı ülkelerden ABD’ye girişi engellemişti, sonra yetkili bir mahkeme bu kararnameyi iptal etti, eski Başkan Trump hiçbir şey yapamadı. ABD Başkanı Biden’ın özel konutunda polis aniden arama yaptı, Biden ne yapabildi, Biden’ın oğlu vergi kaçırmak suçundan savcıyla anlaşmaya çalışıyor. Bizde bunların milyonda biri mümkün mü ?. Hazır başlamışken ABD’den bir de siyasi bir örnek verelim, meşhur skandalda ABD’nin eski Başkanı Clincton hakkında Senato’da azledilme oylaması yapıldı, Demokrat Partili Başkan Clincton için, karşı parti olan Cumhuriyetçi Parti senatörlerinden biri lehte oy kullandı, ve tabi bizim basın hemen bu senatöre sordular, böyle oy kullanarak Cumhuriyetçi Parti Başkanı’yla ters düşmez misiniz, senatörün verdiği cevap şu, ne münasebet, ben bağımsız bir senatörüm, istediğim şekilde oy kullanırım. Bizde bunun trilyonda biri mümkün mü, tüm siyasi partilerde, genel başkanın görüşlerinin kıl kadar dışına çıkılsın, hemen kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edilir bu densizler. ABD’nin uluslararası politikalarını/siyasetlerini elbette onaylayamayız, ama kendi içindeki demokrasi anlayışı gayet demokrattır, aslında batılı demokrasilerin durumu şuna benzetilebilir, uluslar arası siyasette, gece koyun sürüsüne dalıp, sabah da çobanla beraber ağlayan kurtlar gibidirler bu ülkeler, önlemlerinizi almalısınız, ama ulusal siyasetlerinde gayet demokrattırlar, menfi bazı örneklerde olabilir elbette. Gelelim Almanya’ya, Almanya Başbakanı bir konudan dolayı savcılık tarafından ifadeye çağırıldı ve gitti ifadesini verdi, bizde değil bu kadar yetkili birinin savcılık tarafından ifadeye çağırılması mümkün olsun, daha sıradan bir memur işiyle ilgili bir konuda ifadeye çağırılsa, yetkili amiri izin vermezse gitmez / gidemez, hadi o amirinde bu konuda parmağı varsa o sebepten göndermiyorsa ne olacak şimdi.
İsrail’de başbakanın görevden alınması için Yüksek Mahkemeye başvuruda bulunulmuş ve mahkeme bu başvuruyu kabul etmiş, karar verilirse başbakan Yüksek Mahkeme kararıyla görevden alınacak, işte burada belirtilen durum madem yüksek mahkemeler bu kadar yetkili oluyorlar o zaman bu hukuk / adalet organlarının temsil yeteneğinin yeterince demokratik olması gerekmez mi ?
Bakınız, üyeleri hukuk sisteminden gelen Yargıtay, Danıştay, Sayıştay yapıları bazen öyle kararlar verebiliyorlar ki, bu iktidardaki anlayışın tam zıddına olabiliyor, misal Sayın Erdoğa’nın, Sayın Kılıçdaroğlu aleyhinde açtığı tazminat davalarının sonuçlarının önemli bir kısmı Yargıtay’da bozulmuş, evet ilk derece mahkemelerine iktidar belki müdahil olabilir Hakimler ve Savcılar Kurulu aracılığı ile ( ki bu kurulun tamamen siyasiler tarafından seçilen üyelerden oluştuğu gerçeği var ortada ) , ama Yargıtay’da böyle bir şey pek görünmüyor, yani oluşturulabilecek Türkiye Yüksek Adalet / Hukuk Meclisi (TYAM) yapısının teşkilinde, üyelerin ekserisinin seçimlerinde siyasilerin söz hakkı olmazsa , bu sanırız gayet sağlıklı ve hukuksal açıdan da demokratik olabilir. Evet gelişen demokrasilerde bu işler nasıl yürüyor araştırmak lazım, ama bu araştırmalar her ne hikmetse hiç yapılmıyor maalesef veya yapılıyor da sonuçları topluma sunulmuyorlar. Yukarda verdiğimiz örneklerde de görülebileceği üzere aslında en azından ABD’deki demokrasi ve hukuk/adalet anlayışı gayet iyi ortaya çıkıyor. Misal ve evet tekrar ediyoruz özellikle, Almanya’da Başbakan, savcılık tarafından ifadeye çağırıldı, bizde bu mümkün mü, bizde sıradan bir memur bile, işiyle ilgili olarak savcılık tarafından ifadeye çağırıldığında, ifade vermeye gitmesi için yetkili amirinin oluru gerekiyor, hadi ifade konusunda o yetkili amirin de dahli / parmağı varsa ne olacak o zaman. Pek çok kanunları şunları bunları gelişen demokrasilerden alırken, neden gelişen demokrasi için siyaset ve adalet/hukuk kültürlerini araştırıp bizim bünyemize adapte etmeye çalışmıyoruz, elbette bunun için öncelikle halis niyet lazım, niçin halis niyet lazım, misal kanunda parti teşkilatlarına, milletvekili adaylarının belirlenmesinde , ön seçim yaptırılabileceği gerçeği varken, sosyal demokrat olduğunu iddia eden CHP bile bunu uygulamıyor, uygulasa da bir sonraki seçimde, ön seçimle gelen milletvekillerinin yüzde 60’ını yeniden aday göstermiyor, merkez yoklaması yaparak aday belirliyor ve Kılıçdaroğlu da bu durumda bazı milletvekillerinin ilerde kendisine karşı çıkabileceği endişesinde, yani bir parti içi muhalefet istemiyor açıkça.
Evet Türkiye’de tüm siyasi anlayışlar içinde çok farklılıklar yok aslında demokrasi, ,siyaset ve adalet / hukuk anlayışı açısından, misal daha önce de yazdığımız üzere, SHP’li/ CHP’li Adalet Bakanı Mehmet Moğultay ne demişti, ne yapacaktım , hakim ve savcı alımlarında MHP’lileri mi alacaktım , yani ülkedeki tüm siyasi anlayışlar hukuka / adalete kendi anlayışları doğrultusunda istikamet vermek istiyorlar , günümüz de AK Parti de aynı şeyi yapıyor, bu durum herkesin çok iyi bildiği bir sırdır elbette, o zaman bu iş nasıl çözülecek, ne denilebilir ki, her toplum layık olduğu şekilde yönetilirmiş veya nasılsanız öyle yönetilirsiniz ( bir hadis ) ve bir ayet, ……. bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez……. (Ra’d Suresi / 11. Ayet ). Aslında bu hadis ve bu ayet konuyu çok iyi özetliyor düşüncesindeyiz naçizane. İktidarıyla muhalefetiyle bizi yönetenler, uzaydan gelmiyorlar elbette, bu toplumun içinden çıkıyorlar, yani bizden birileri bizi yönetiyorlar elbette, onlar neyse biz de oyuz, biz neysek onlar da odur.

Merhaba, demokrasicumhuriyet.com internet sitesinde yayımlanan yazılar için herhangi bir telif hakkı yoktur, amaç gelişen demokrasinin Türkiye’de de oluşması için bir nebze olsun fayda sağlanabilmesidir, bu bağlamda sitede yayımlanan tüm yazılar, izin alınmaksızın, istenilen her ortamda paylaşılabilir, internet tarayıcınızın adres çubuğunda bulunan adresi kopyalayıp, paylaşım yerine yapıştırmak suretiyle paylaşımda bulunmanız tavsiye edilir veya makalelerin sonunda bulunan kendi sosyal medyanızda paylaşabilirsiniz seçeneklerinden de paylaşabilirsiniz, tüm çabamız demokratik bir cumhuriyetin yeşermesidir, teşekkürler.

57 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

コメント


bottom of page